Son nöbetimizde Dr. Fikret Hacıosman’ın eşi Mutlu Esentürk Hacıosman bizimleydi

  17.10.2018   127 okunma   

Dr. Fikret Hacıosman’ın görevi başında katledilmesinin ardından başlattığımız “Sağlıkta Şiddet Yasası Çıkarılsın” nöbet eylemlerinin sonuncusu için Kadıköy’de Beşiktaş İskele Meydanı’nda buluştuk.  Nöbetimize Dr. Fikret Hacıosman’ın eşi Mutlu Esentürk Hacıosman’da katılarak bir konuşma yaptı. Böylece nöbet eylemimiz programımızda duyurduğumuz gibi 7. Gününde tamamlanmış oldu.

7. gün nöbetine İstanbul Dişhekimleri Odası, İstanbul Eczacı Odası, İstanbul Aile Hekimleri Derneği gibi sağlık meslek örgütleri, HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay, Üsküdar Acıbadem Mahallesi Muhtarı Semra Aydın, Özgürlük ve Dayanışma Partisi, Birlik ve Dayanışma Sendikası gibi kurum ve kişiler destek verdi. Hekimlerin ve sağlık çalışanlarının beyaz önlükleriyle katıldıkları eylemde, İTO Başkanı Prof. Dr. Pınar Saip, İTO Genel Sekreteri Dr. Osman Öztürk, İTO Yönetim Kurulu üyeleri Dr. Güray Kılıç, Dr. Murat Ekmez, Dr. Recep Koç da katılımcılar arasında yer aldı.

Eylem Dr. Fikret Hacıosman ve hayatını kaybeden meslektaşlarımız anısına 1 dakikalık saygı duruşuyla başladı.

16 Ekim 2018, Salı günü 18.30-19.30 gerçekleştirilen nöbet eylemine konuk konuşmacı olarak Gazeteci yazar Meral Tamer katıldı. Meral Tamer konuşmasında şunları söyledi: “Benim babam doktordu ve ne tesadüf ki kaybettiğimiz Dr. Fikret Hacıosman gibi ruh ve sinir hastalıkları uzmanıydı. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nin kurucusu Dr. Mazhar Osman’ın sağ koluydu. Babam bütün aile ve eş dost çevremizde en saygı duyulan kişiydi. Çünkü kutsal bir meslek yapıyordu, insanlara şifa veriyordu, hastaları iyileştiriyordu. Ben bugün yetmiş iki yaşındayım ve bugüne kadar yaşayabildiysem, bugün buradaysam çok saygıdeğer doktorlarımız sayesindedir. Aslında hepimizin bunun bilincinde olması lazım. Tıp camiası ne zaman böyle itilir kakılır vaziyete geldi, bugün geldiğimiz noktada doktorlar öldürülüyor, öfke iklimi her tarafı sarmış durumda, bundan herkes nasibini alıyor. Maalesef doktorlar da kurbanların başında. Bu olayların trajik yanı ise doktorların hastaları iyileştirirken, onlara şifa verirken öldürülmeleri. Bunun nedenlerini hepimiz biliyoruz. Birinci neden Sağlıkta Dönüşüm Programıyla sağlık sisteminin çökmesi, ikinci neden bireysel silahlanmanın adeta özendirilmesi ve en zor çözülecek konuysa ülkedeki şiddet ortamının son yıllarda giderek tırmandırılması ve kutuplaştırmanın sanki bilerek özendirilmesi. Geldiğimiz noktada herkes öfkeli, şiddet artıyor. Sadece doktorlara değil, kadınlara, çocuklara yönelik şiddet ve tecavüz de artıyor, önlemi de alınmıyor. Dolayısıyla biz birbirimizi severek, birbirimizi kucaklayarak toplumsal barış iklimini nasıl yaratırız bunu düşünmemiz lazım. En zoru bu ama bunun için çaba harcamalıyız. Dilerim ki İstanbul Tabip Odası’nın başlattığı bu nöbet eylemi sadece doktorları değil bizleri de birleştirmek ve aklımızı başına getirmek için bir vesile olur.”

İkinci olarak İstanbul Eczacı Odası Başkanı Ecz. Cenap Sarıalioğlu konuştu ve şunları söyledi: “Sağlıkta şiddet bugünün sorunu değil, Sağlıkta Dönüşüm Programı’yla birlikte başlayan ve maalesef artarak devam eden bir olgu. Bundan dört yıl önce TTB’nin talebiyle yine mecliste bir komisyon kurulmuş ve bu komisyon çalışmasını tamamlayarak bir rapor yayınlamıştı. Bu raporda şu sonuçlar var; Öncelikle sağlık çalışanlarının yeniden çalışma düzenlerinin oluşturulması var, bu yasanın mutlaka çıkması zorunluluğu var. Fakat bizce en önemlisi şu; Ülkeyi yönetenlerin, siyasilerin söylemlerini yeniden düzenlemesi gerektiği ile ilgili bir madde var. Bugün halka Türkiye’de ki sağlık sisteminin sorunsuz yürüdüğü anlatılıyor, dikensiz gül bahçesi olduğu söyleniyor, cahil insanlar sağlık sisteminde sıkıştıkları ilk noktada şiddete başvuruyor. Ve siyasilerin söylemleri o insanları güçlendiriyor, cesaretlendiriyor, kaçınılmaz sonla Fikret hocalarla karşılaşıyoruz. Bizler eczacılar olarak nöbetlerimizde çok sık bir şekilde darpla, gaspla karşı karşıya kalıyoruz. Yani sağlıkta şiddetin bir parçası da bizleriz. Dolayısıyla o raporun üçüncü maddesini çok önemsiyoruz. Siyasilerin ve ülkeyi yönetenlerin söylemlerini yeniden gözden geçirmesi gerekiyor, tek başına bu yasanın çıkmasının bir çözüm olmayacağını sağlık çalışanlarının yeniden hak ettiği değerde anılması gerektiğini düşünüyoruz.”

İstanbul Dişhekimleri Odası adına konuşan Dişhekimi Yaşar Baytak ise şunları ifade etti: “Ardı arkası kesilmeyen şiddet eylemlerini kınıyoruz ve İstanbul Tabip Odası’nın başlattığı bu nöbet eylemlerini sonuna kadar destekliyoruz. Nöbete katılıyoruz çünkü; sağlıkta şiddete karşı her zamankinden daha fazla mücadele etmeye  ve dayanışmaya ihtiyaç var. Nöbete katılıyoruz çünkü; Sistem hatalarının sağlık çalışanlarının üzerine kurguladığı yapılanmanın yarattığı şiddetin daha da artacağından endişe ediyoruz. Nöbete katılıyoruz çünkü; Sağlık çalışanları ve hasta yakınlarının karşı karşıya getirildiği, günü kurtaran önlemlerin yeterli olmadığını görüyor yalnız bırakılan sağlık çalışanlarına sahip çıkılmasını istiyoruz. Nöbete katılıyoruz çünkü; TTB tarafından hazırlanan ‘Sağlıkta Şiddet Yasası’nın çıkmasını can-ı gönülden istiyoruz.”

Ardından yapılan konuşmalar şöyle oldu:

Dr. Serkan Özbakış (İstanbul Aile Hekimleri Derneği): “Biz İstanbul Aile Hekimleri Derneği olarak çocukluğumuzdan beri hayalini kurduğumuz beyaz önlüğü çıkarttık ve siyah önlük giydik. Bundan sonra da yasa çıkana kadar siyah önlüklerimizi giymeye devam edeceğiz. Sağlıkta Şiddet Yasası’nın çıkması tek başına çözüm değil, şiddete neden olan problemlerin çözülmesi lazım. Hastanelerde performans sisteminden tutun da özellikle aile hekimleri olarak uğraştığımız bürokrasiden, raporlara kadar birçok konunun çözülmesi gerekiyor. Sadece yasayla olmaz ama öncelikle bir an evvel yasanın çıkması gerekiyor.

Serpil Kemalbay (HDP İzmir Milletvekili): Yaşanan bu sağlıkta şiddet sorunu, toplumsal, siyasal ve ekonomik bir mesele. Fakat en temelindeki sorun Türkiye’de toplumun giderek yaşam hakkına hiç saygı duymayan noktaya sürüklenmesi. Özellikle piyasacı sağlık politikaları bu şiddet sarmalını daha da güçlendirdi. Bizlerin mutlaka bu sorunun üzerine güçlü bir şekilde gitmek ve toplumu demokratik, barışçı bir topluma taşıyabilmek, savaşı, çatışmayı ve kutuplaştırıcı şiddet içeren dilden ve politikalardan bir an önce arındırmak gibi bir görevimiz var. Sağlık çalışanlarının bir an önce çıkmasını istediği “Sağlıkta Şiddet Yasası” için partimiz de elinden gelen bütün gayreti gösterecektir.”

Çiçek Çatalkaya (ÖDP Başkanlar Kurulu Üyesi): Bugün toplum açısından utanç verici bir pozisyondayız aslında bu nöbeti tutarak. Çünkü kendilerini yaşatmaya adayan bir meslek grubuna şiddetin son bulması için memleketin birçok yerinde  bir haftadır nöbet tutuluyor. Bugün yaşadığımız bu şiddet ortamının hedefi sadece hekimler değil hedef haline getirilen birçok kesim oluyor. Bu sorunları şiddetle çözme eğilimi içinden geçtiğimiz siyasal atmosferden bağımsız değil. Hastanelerin ticarethane hastaların da müşteri olarak görüldüğü bir anlayışın sonucu bunlarla karşı karşıyayız. Bu sorunlarla tek başına başa çıkabileceğimiz bir dönemde değiliz. Bu çürümenin ve yozlaşmanın üstesinden tek başımıza gelebileceğimiz bir dönemde değiliz. Güzelden, iyiden, insandan, sevgiden yana herkesin yan yana gelmesi ve birlikte mücadele etmesi gereken bir dönemdeyiz. Bu zehirlenmiş iklimin panzehrinin yan yana gelmek, birlikte mücadele etmek, birlikte ortak değerler yaratmak ve bu değerlere sahip çıkmak olduğunu düşünüyoruz.”

Mutlu Esentürk Hacıosman (Dr. Fikret Hacıosman’ın eşi): Burada bu konuşmayı yapmak hiç kolay değil. Benim eşimle ilgili söyleyebileceğim onu tanımlayacak bir şey var; bazı boşluklar doldurulur, bazıları biraz daha zor doldurulur ama o öyle bir insandı ki onun yeri doldurulamayacak maalesef. Hem baba hem eş olarak hem de hekim olarak gerçekten değerli bir insandı. Bu şekilde medyatik, sansasyonel bir ölümü de hiçbir şartta istemezdi. Bugün burada bulunmamın tek nedeni eşim değil. Onunla birlikte hayatını kaybeden diğer meslektaşları da bu işin bir parçası. Ve ben bundan sonra kendime bir çıkış yolu olarak bu davada elimden geleni yaparak, bu yolda yürüyenlere destek vererek hayatımı yapılandırmaya karar verdim. Ancak bu şekilde eşim de, diğer hekimler de tabiri caiz ise boşu boşuna ölmemiş olacaklar. Ölümleri bir anlam kazanmış olacak. Ve en azından umuyorum ki bu olayların durmasına vesile olacak. Ben kendimi ancak bu şekilde teselli edebileceğim.



Prof. Dr. Pınar Saip (İstanbul Tabip Odası Başkanı): Biz bir haftadır burada yasımızı paylaşmak için nöbet tutuyoruz. Çünkü bir meslektaşımız vuruldu ve biz çok üzgünüz. Ancak bir araya geldiğimizde ve birlikte paylaştığımızda bu acı hafifleyecek. Bunun dışında diğer sivil toplum örgütleriyle, siyasi partilerle acımızı paylaşıyoruz, onlarla dayanışıyoruz. İktidardan, siyasilerden isteklerimiz var; bu şiddet ikliminin bir an önce yok edilmesini istiyoruz. ‘Sağlıkta Şiddet Yasası’nın bir an önce çıkarılmasını talep ediyoruz. Günlerdir burada dile getiriyoruz, şiddete sebep olan birçok sebep var eğitim eksikliğinden, sağlıkta dönüşümden, sağlığın ticarileşmesinden kaynaklanan. Bütün bunların üstesinden gelebilmek tek bir yasanın çıkmasıyla olmayacak bunu biliyoruz. Toplumda şiddet bitene kadar, sağlıkta şiddet bitene kadar bu mücadelemizi sürdüreceğiz. Yarın tüm Türkiye’den tabip odaları başkanlarıyla birlikte TTB’de buluşacak ve meclise gideceğiz. Oradaki yetkililerle görüşeceğiz, mümkünse Sağlık Bakanı ile de görüşeceğiz ve bütün bu sorunlarla ilgili çözüm önerilerimizi kendilerine ileteceğiz. Bu mücadelemizi sorunlarımız çözülene kadar devam ettireceğiz. Günlerdir buraya gelen, halkımıza, meslektaşlarımıza, sivil toplum örgütlerine, siyasi partilere çok teşekkür ederiz.

kaynak: istabip.org.tr/17.10.2018