Eşit haklar ve özgürlük isteğimize yönelen şiddete hayır diyoruz!

  27.11.2016   456 okunma   

TTB Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü dolayısıyla açıklama yaptı. 

Açıklamada, 2016'nın ilk 10 ayında bilinebildiği kadarıyla en az 220 kadının erkekler tarafından öldürüldüğü, en az 352 kız çocuğuna cinsel istismarda bulunulduğu, yalnızca bir ayda işsiz bırakılan kadın sayısının 13 bini aştığı belirtilerek, ölümle sonuçlanmayan fiziksel ve cinsel şiddet olaylarının dökümünün ise henüz bilinemediği vurgulandı.

19 Kasım 2015 tarihinde birlikte çalıştığı sağlık çalışanını eşinin şiddetinden korumak isterken öldürülen Dr. Aynur Dağdemir'in de anıldığı açıklamada, şöyle denildi:

"Yaşamlarımıza kast eden şiddete, katilleri kollayan hukuka, cinsel istismarın meşrulaştırılmasına, kadını eve hapsetmeye çalışan politikalara, hayatımızı daraltmayı amaçlayan muhafazakarlığa, neoliberal politikaların emeğimize, barış çığlığımıza, yaşam alanlarımıza, ormanımıza, suyumuza, sağlığımıza kast eden talanına karşı 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü’nde bütün dünya kadınları ile birlikte biz kadın hekimler de ataerkil şiddet düzenine karşı ortak bir dünyada, eşit ve özgür yaşamak için insanın insanı sömürüsü son bulana dek mücadele edeceğimizi bildiriyoruz." 

25 Kasım 2016 Cuma günü İstanbul’da Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Şişli Etfal EAH, Bakırköy Ruh Sinir EAH, Bakırköy Sadi Konuk EAH ve Erenköy Ruh Sinir EAH’de İstanbul Tabip Odası ve SES İstanbul Şubeleri imzasıyla eş zamanlı basın açıklamaları yapıldı.

Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları EAH’de yapılan basın açıklamasına İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. İncilay Erdoğan, Şişli Etfal EAH’de yapılan basın açıklamasına ise İstanbul Tabip Odası Kadın Komisyonu’ndan Dr. Lale Tırtıl katıldı. TTB Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu'nca hazırlanan metin basın açıklamalarında ortak olarak paylaşıldı.   

Eşit Haklar ve Özgürlük İsteğimize Yönelen Şiddete Hayır Diyoruz!

Bu gün 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü…

Eşit haklar ve özgürlük isteğimize karşı eril iktidarın hayatımıza, sağlığımıza, bedenlerimize, kimliğimize yönelen şiddeti altında yaşıyoruz.

Bildiğimiz kadarıyla; 2016’nın ilk 10 ayında erkekler en az 220 kadını öldürdü. 220 kadını boşanma hakkını kullandığı, kendisiyle ilgili kararları verdiği için, kadınları erkek şiddetinden korumaya çalıştığı için öldürdü, 352 kız çocuğuna cinsel istismarda bulundu; ve yalnızca bir ayda işsiz bırakılan kadın sayısı 13.000’i aştı. Ölümle sonuçlanmayan fiziksel, cinsel şiddet olaylarının dökümünü ise henüz bilmiyoruz. Kadınların yaşamları ve bedenlerinin devlet tarafından korunmaması yetmiyormuş gibi erkek şiddetine karşı mücadele eden kadın örgütleri kapatıldı.

İçinde yaşadığımız bu şiddet iklimi yalnızca tek tek erkek bireylerin kadınlara uyguladığı münferit olaylar değildir. Bizler biliyoruz ki cinsiyetçi bir üstünlük, eril iktidar toplumun her hücresinde varlığını korumak için çaba gösteriyor. 

Kadınlar yüzyıllardır eşit haklar, eşit ücret ve bağımsızlık için mücadele ederek kazanımlar elde ettiler. Bu kazanımlar uluslararası sözleşmelerle korunmaya alındı. Ancak eril iktidar üstün olma tutkusundan vazgeçmiyor. Kadınların kendi kararlarına uygun yaşamalarını, haklarını kullanmalarını, iş güvencesiyle çalışmalarını, birbirleriyle dayanışmalarını, haklarını örgütlenerek geliştirmelerini yasaklarla, kapatmalarla adaletsizlikle engelliyor. 

Devlet eril iktidarın en güçlü aygıtı olmaya devam ediyor. Kadınlar tüm yönetim kademelerine ancak eril akla biat ederlerse ulaşabiliyorlar. Kadınların kendileri ile ilgili kararları alması engelleniyor.

Muhafazakarlık eril iktidarın sürdürülmesi yolunda kadınları eve kapatmak, kadın muhalefetini bastırmak için kullanılan değerlerle karşımızda; tüm toplumdan itaat etmesi, kadınların da erkeklere biat etmesi isteniyor. Bu aklın engel tanımayan iştahı çocukları da ne pahasına olursa olsun kendi tahakkümünün bir parçası olmaya zorluyor. 

Muhafazakarlığın kutsal ailesi, içinde kadına zorbalığı, çocuk istismarını barındırıyor; eril iktidarın hüküm sürdüğü haneler fiziksel, cinsel şiddetin uygulandığı, çocuklara yönelen istismarın gizlendiği alanlar olmaya devam ediyor.

Kadınlar ucuz, güvencesiz, esnek, yarı zamanlı işlerde çalışmaya zorlanıyor. Biliyoruz ki bu düzenlemelerle kadınlar; evlere, aileye, kocaya, patronlara mahkum ediliyor.

Devlet, aile, erkek kutsal ittifakı; kadın katillerini takım elbiseleri içinde “iyi halli” bularak kolluyor.  Çocukları korumak yerine çocuk istismarcılarına “evlilik” hediye ediyor. Zarar gören çocukların ücretsiz tedavisi yerine toplumu cinsel istismarcıların hasta olduğuna inandırmaya çağırıyor, bu uydurulmuş hastalık fikri nedeniyle sözüm ona tedavi yapmaya çalışıyor. Öte yandan devlete eliyle “çocuk” tanımını değiştiriliyor. Kadınların çocuk olabilmesine bile izin verilmiyor. Kız çocukları resmen evlendirilemeyince imam nikahı imdada yetişiyor; çocuklara evlilik adı altında cinsel istismar olağanlaştırılmaya çalışılıyor. 

Şiddet iklimine karşı insanlığın barış ve huzurunu savunmak suç haline getiriliyor. Oysa savaş, kadınların erkek şiddeti dünyasında yaşadığı acıların katmerlenmesidir. Savaş ve göç, kadınları ucuz iş gücü haline getiriyor, tecavüz ve şiddetin kolay hedefi yapıyor.

Erkek iktidarın transfobisi  sadece kadını değil, tüm cinsel yönelimleri düşman kabul ediyor. LGBTİ bireylere yönelen nefret suçları cezasız kalıyor.

Bu 25 Kasım'da da biz kadınlar:

Yaşamlarımıza kast eden şiddete, katilleri kollayan hukuka, cinsel istismarın meşrulaştırılmasına, 

Kadını eve hapsetmeye çalışan politikalara, hayatımızı daraltmayı amaçlayan muhafazakarlığa,

Neoliberal politikaların emeğimize, barış çığlığımıza, yaşam alanlarımıza, ormanımıza, suyumuza, sağlığımıza kast eden talanına karşı 

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü’nde bütün dünya kadınları ile birlikte biz kadın hekimler de ataerkil şiddet düzenine karşı ortak bir dünyada, eşit ve özgür yaşamak için insanın insanı sömürüsü son bulana dek mücadele edeceğimizi bildiriyoruz.

Bugün, aynı zamanda 19 Kasım 2015 tarihinde çalıştığı hastanede birlikte çalıştığı bir kadını eşinin şiddetine karşı korumak isterken öldürülen arkadaşımız, meslektaşımız Dr. Aynur Dağdemir’i de anıyoruz. Kadına karşı şiddeti engellemek için hayatı pahasına gösterdiği duyarlıklık ve cesaret hepimize örnek oluyor, olacak.  Aynur, sana söz veriyoruz. Bu şiddet sona erecek.

Yaşasın kadın dayanışması!

TTB Kadın Hekimlik ve Kadın sağlığı Kolu

kaynak: ttb.org.tr/25.11.2016